Merkez Camii'nde Hasbihal Programı gerçekleştirmek
üzere dün Kırcaali'de bulunan ünlü Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Hafız Mustafa
Özcan Güneşdoğdu ile yaptığımız kısa söyleşiyi okuyucularımızın dikkatine
sunuyoruz.
-Sayın Mustafa Özcan Güneşdoğdu, üçüncü kez Kırcaali'yi ziyaret ediyorsunuz.
Bununla ilgili duygu ve düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Kırcaali'ye bu üçüncü gelişim, elhamdülillah. İlk geldiğimizde buraya aşık
olduğumuzu söyleyebiliriz. Sebebine gelince biz uzun yıllar 1980'den 90'lı
yılların ortasına kadar her sene ailece Almanya'dan Türkiye'ye arabayla
gelirdik. Burada kardeşlerimiz olduğunu duyardık, ancak buradaki
kardeşlerimizle, soydaşlarımızla görüşme, buluşma imkanı olmamıştı. Ama hep
merak ederdik, hatta Haskovo (Hasköy)
otoban
üzerinden isimleri okurduk, bu Türk ismine benziyor derdik, ama burada ne kadar
insanımız yaşıyor, durumları nelerdir- fazla bir bilgimiz yoktu. Dolayısıyla
ilk defa buraya geldikten sonra buradaki insanlarımızın ne kadar sıcakkanlı
olduklarını, ne kadar bizden bir parça olduklarını, canlarımız olduklarını o
candan yaklaşımları neticesinde sadece görmedik, bir de bunu hissettik. Ve biz
de zaten çeşitli vesilelerle dünyayı gezen insanlarız. Dolayısıyla
Kırcaali'mize ve bu durumda olan bölgelerimize elimizden ne geliyorsa, madden
ve manen yardımcı olmayı kendimize bir görev kabul ediyoruz. Çünkü Allah, insana bir takım nimetler verir. Sestir
bu, bilgidir bu, maddedir bu, ama bunların da hesabını sorar. Dolayısıyla en
azından biz yarın dünyadan ayrıldıktan sonra Allah sorarsa, ‘Bulgaristan'a gitme imkanın olmuştu, orada
benim kullarım vardı, ne yaptın’
denildiğinde, `Ya Rabbi, en azından senin oradaki kullarına Kur’an okudum, anladığım, dilim döndüğü kadar
Kur’anımızı anlatmaya
çalıştım, onları hayra davet ettim` diyebileyim. Dolayısıyla hayatımda en mutlu
olduğum, huzurlu olduğum, iyi ki gelmişim dediğim yerlerden bir tanesi benim
için Kırcaali. Sadece Kırcaali değil, Allah ömür verir, güç, kuvvet verirse,
Bulgaristan'ın tamamını gezmeyi arzu ederim, kardeşlerimle kucaklaşmak isterim.
Sadece bizim insanlarımız değil, Türk olmayan, Müslüman olmayan, herkesle biz
çok rahat bir araya gelebiliriz, konuşabiliriz, anlatacak çok şeyimiz var,
paylaşacak çok şeyimiz var. Yani birbirimizden kaçmamız hiçbir şeyi ifade
etmiyor. Tam tersine biz insanlığın aradığı değerlere sahip olduğumuza
inanıyoruz. Biz güzellikten yanayız, biz insanlıktan yanayız, biz
yardımlaşmaktan yanayız, biz barıştan, huzurdan yanayız. Bunu geçmişte de biz
zaten dedelerimizde görmüşüz. Bugün inandığımız değerler de bize bunu emreder.
-Bulgaristan'da Kırcaali bölgesi dışında başka yerleri ziyaret ettiniz mi?
Bundan bir üç ay önce Filibe'ye (Plovdiv)
gitmek
nasip oldu. O zaman gezi amaçla gittik. Oradaki Muradiye Camii, eşi benzeri
olmayan bir güzellik. Türkiye'de çok cami gezdim ama Muradiye Camii her halde
bu coğrafya içerisindeki en güzel, göz kamaştıran eserlerden bir tanesi. Ama şu
bir gerçek, Bulgaristan düzleminde en canlı bölge Kırcaali.
-Sizce Bulgaristan'daki camiler nasıl doldurulacak?
Şöyle söyleyeyim, biz Bulgaristan'daki insanlarımızın, kardeşlerimizin hangi
zorluklardan geçtiğini ve şu anda da içerisinde bulundukları imkansızlıkları
çok iyi biliyoruz. Öyle inanıyorum ki, inşallah zaman içerisinde, yani elimizde
bir sihir değneği yok, vuralım ve istediğimiz olsun. Bu bir süreçtir, zaman
içerisinde o hayal ettiğimiz güzellikler meydana gelecektir. Çünkü her şey
aslına rücu eder, döner. Bu insanların aslı, zerreleri Müslümandır. Camiye
gelemese de, namaz kılmasa da, inancımıza göre bir takım yanlış hareketler
içerisinde olsa da, bu insanların zerrelerinde İslam'ın özü, nüvesi vardır.
Şimdi her gittiğimiz yerde biz bunu görüyoruz. En azından `Buyur, bir çayımızı
iç` demesi, bu İslam'ın güzelliğidir. En azından bize evini açması `Buyurun`
demesi, bunlar İslam'ın değerleridir. Dolayısıyla bu insanlarda zaten İslam'ın
değerleri vardır. Bize düşen şey sadece, bu insanlarımıza sahip oldukları o
değerleri hatırlatmaktır. Ben ümitvarım, göreceksiniz çok zaman geçmeyecek, çok
kısa zamanda belki Bulgaristan'daki insanlarımız dünya çapında örnek ve önder
yetiştirecek konuma geleceklerdir.
-Sizce İslamofobi nasıl durdurulacak? Bulgaristan'ın bazı bölgelerinde peçe
ve burkaya sınırlama getiriliyor?
-Bu da bir süreçtir. Bunlar demokrat olduklarını iddia ediyor, demokrasiden
bahsediyorlar, Avrupalı olduklarını iddia ediyorlar ve insanların değerlerinin
bunlar olduğunu düşünüyorlar. Biz o insanlara tersini yapsak, kapanacaksın diye zorlasak,
hoşlarına gider mi?! Öyleyse, eğer demokrasi deniliyorsa, hürriyet, insan hakkı
deniliyorsa, bunlara inanıyorlarsa, tabii ki bu sadece sözde değilse, bunlar da
hiçbir insanın inancı gereği yaptığı eylemlere karışmamalılar. Başkalarını
rahatsız etme, başkalarının haklarına müdahale etme, başkalarının hayatına kast
etme hariç, yani benim hürriyetim başkalarının hürriyetinin başladığı yerde
biter. Dolayısıyla ben kimsenin giyimine karışamam.
-Gazetemiz aracılığıyla Bulgaristan'daki Müslüman toplumuna nasıl bir mesaj
vermek istersiniz?
Anlatmaya çalıştıklarımı özetleyecek olursak şudur cümlesi: Bugün dünyamız
teknolojik açıdan altın çağını yaşıyorsa bile insanlık huzursuzdur. İnsanlık
mutlu değil. Yani burada bir kardeşim açsa, bir parça ekmek bulamıyorsa ben
nasıl mutlu olabilirim. Suriye'de her gün insanların tepesine bomba yağıyorsa
ben nasıl huzurlu olabilirim. Zerre kadar insanlığı, vicdanı olan insan bundan
rahatsız olur. İnsanlık her türlü imkana sahip, ancak huzuru yok. İnsanlığın
aradığı o huzur verecek değerler Müslümanlarda mevcut. Dolayısıyla az veya çok
orasını karıştırmıyorum, bu insanlığın aradığı değerler, yani Müslümanım diyen
insanlarda mevcut. Önce o değerlerini öğrensinler, tavsiye ediyorum.
Öğrendikleri o değerler onlarda kalmasın, diğer insanlara da aktarsınlar ki,
"Buyur kardeşim, mutlu olmanın yolu budur" desinler. Biz bunu tarihte
görmüşüz geçmişte. Hıristiyan, Müslüman, dindar, dinsiz, herkes tüm değerleri
bir arada yaşayabilmiş- birbirinin gırtlağına sarılmadan, birbirini boğmadan,
birbirini öldürmeden. Çünkü İslam bunu emrediyor bize. Komşusu açken tok yatan
Müslüman değildir, diyor. Burada komşudan kasıt Müslüman komşu demiyor. Benim
komşum dinsiz de olsa, Hıristiyan da olsa, onun tok olması benim görevimdir.
Yani onun da karnının doyması için ne gerekiyorsa yapmak zorundayım. Bu
değerleri İslam'dan başka hiçbir düzen, hiçbir anlayış vermiyor insana.
Söyleşi: Resmiye MÜMÜN
12 Mayıs 2016, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
1 Haziran 2016, Kırcaali Haber Gazetesi